Arsiv

Şubat 2010 sayısı

Mart 2010 Sayısı

Nisan 2010 Sayısı

Mayis 2010 Sayısı

Haziran 2010 Sayısı

AFD Menü

Anasayfa

Varoluş

AFD Ekibi

Çağrı

Kullanım Şartnamesi

Dergiye Katılım

İletişim

Duyurular  (Tüm duyurular)

- Reklam ve Sponsorluklar..

- Internet Explorer ile Kullanın..

- Şehir Temsilcilikleri..

- En iyi performans..

- AFD Facebook Grubu..

İstatistikler

 

Toplam Yazılar: 192
Online Ziyaretçi: 4
Toplam Ziyaretçi: 207766

Linkler

AFD Facebook Grub Sayfasi

 

Çöküşün Kahramanı Gertrud Bell

Çöküşün Kahramanı
Gertrud Bell
 
Kaldığımız yerden yeniden başlamak dileğiyle...
Değerli Aziz Dostlarım,
Kültürel mirasımızın sınırlarını belirlerken ve bu konuda detaylı kaynak araştırması yaparken ne kadar geniş bir alana yayıldığımızı iç çekerek gördüm. Kültürümüzün zenginliği ve çeşitliliği ile gurur duydum, kaybolmamış erdemleri hissettiğimde sevindim, parçalanan topraklarımızın hikayesini okuduğumda da kahroldum. Kolay değildi cihan imparatorluğu olup da hasta adam haline düşmek. Bize, yani hasta adama önemli bir darbe vuran kardeşi kardeşe kışkırtan bir kişiyi tanıtacağım siz sevgili dostlara. Bazen bu kişiye saygı duyacak bazen de ona kızgınlığınızı belli edeceksiniz. O, düşmanın bile akıllısı gerek bana diyenlere örnek bir kişilik. Bu efsane bayanın ismi: İngiltere’nin en önemli ajanlarından GERTRUD BELL’dir.

 

                                             Gertrud Bell (1911)                                   Bayan Bell ve Sir Pearcy yerli halk ile
İstihbaratçıların, diplomatların, tarihçilerin, arkeologların, dağcıların ve fotoğrafçıların tarihsel süreçlerini incelediklerinde Bayan Bell’den söz etmemeleri neredeyse imkânsızdır. Osmanlı’nın dağılma sürecinde emperyalist ülkelere en büyük yardımı yapan Bayan Bell’in hayatı birçok kişinin bilmediği tarihsel bir gerçekliktir.

Irak'ta bir aile meclisiyle (1905)
Öncelikle fotoğraf tarihinde envanter tutma kurgusunu ilk onda görmekteyiz. 1900’lerin başlarında çektiği yedi bine yakın fotoğraf, o zaman ki kültürel ve tarihsel yapımızın belgesel ispatıdır. Ayrıca tarihsel çeşitliliğimizi bilimsel anlamda inceleyen ve belgeleyendir. Siyasi anlamda bilinmeyen gerçeklerin ispatıdır.

Hasankeyf (1905)

Cudi Dağı - bir rölyefin yanında ölçek niyetiyle koyulan kürt bir genç
Bell, döneminin en güçlü kadınıdır. Churchill Ortadoğu'nun kaderinin belirlendiği Kahire Konferansı'na 40 Ortadoğu uzmanını davet etmiştir. Aslında bu cümleyi şöyle düzeltmek lazım: 39 adam ve Gertrude Bell! Bell'in adını ön plana çıkararak haksızlık mı ediyoruz dersiniz? Bell'in şu sözlerine bir kulak verin o zaman: ‘‘Bu sabah tüm vaktimi Bağdat'taki ofisimde Irak'ın güney sınırlarını belirleyerek geçirdim. Çok güzel bir sabahtı...’’ Ya da ‘‘Bir daha kral yaratma işine girmeyeceğim. Fazlasıyla yorucu bir iş bu!’’ 

Irak'ta su kuyusunun yanındaki kadınlar
Kızıl saçlı, yeşil gözlü ve son moda şapkalarıyla tam bir Britanya şıklığıyla parıldayan ince yapılı bu kadını tanımlamak için tek bir sıfat yeterli değil. Başarılı bir arkeolog her şeyden önce ve döneminin en ünlü kadın dağcısıdır. Alpler’deki bir zirvenin Gertrude Zirvesi adıyla tanındığını da notlarımızın arasına koymak gerek. Sonra dilbilimci, yazar, fotoğrafçı, haritacı, Churchill'in çalışma arkadaşı, Arap Lawrence'ın dostu, El Hatun, Ümm-el Müminin... Ve tabii casus. Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin Arap Bürosu'nda görevli tek bayandır.

Gertrud Bell'in Hayatı
Gertrude Bell, 1868'de Durham'da zengin ve soylu bir ailede dünyaya geldi. 15 yaşına kadar eğitimine ailesinin yaşadığı büyük bir şatoda özel öğretmenlerle devam etti. O tarihlerde hemen hemen tüm soylu genç kızların yaptığı gibi iyi bir koca bulma yarışına girmedi. Ailesinin, özellikle de üvey annesinin teşvikiyle 18 yaşında Oxford Üniversitesi tarih bölümüne kayıt oldu. Okulu birincilikle bitirdi. Arkeoloji ve eski medeniyetlere olan merakı nedeniyle her zaman hayalini kurduğu yolculuğa çıkma zamanı gelmişti. İlk yolculuğu İstanbul'a oldu. Daha sonraki durak Tahran'dı. önemli bir aileden geldiği için Tahran'da bir prenses gibi karşılandı. Büyükelçilik rezidansını bir "ana kamp" gibi kullanarak oradan Mısır'a, Ürdün'e, Suriye'ye geziler yaptı. Hem dilini geliştirdi, hem de arkeolojik yerlerin bulunmasında ve korunmasında yerel yönetimlere büyük yardımı dokundu. Gittiği yerlerde gördüklerini günlüklerine yazıyor ve çizdiği haritaları İngiliz Kraliyet Coğrafya Merkezi'ne gönderiyordu. 1913'te İngiltere'ye döndüğünde artık herkes Gertrude Bell'i bir Ortadoğu uzmanı olarak görüyordu.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasına aylar kala Osmanlı İmparatorluğu dağılma sinyalleri verirken, İngiltere de diğer tüm Avrupa ülkeleri gibi Ortadoğu'nun değerini anlamıştı. İngiliz Hükümeti, Ortadoğu hakkında sayısız konferanslar veren, kitaplar yazan Bell'in yardımını istedi. Bölgeyi çok iyi tanıyor, yerel yöneticilerle çok iyi anlaşıyor ve halkı çok iyi anlıyordu. 1915'in Kasım ayında Gertrude Bell, İngiliz İstihbaratına katıldı. Ortadoğu bölümünde çalışmaya başlayan Bell için en büyük mutluluk nihayet uzun zamandır hayalini kurduğu ortadoğuya geri dönecek olmasıydı. Londra'dan kalkan gemiyle Kahire'ye geldi. Teşkilatta artık "Queen of Desert (Çöl Kraliçesi)" olarak tanınıyordu. Orada 1911 yılında Karakeş'te bir kaç gün bir araya geldiği genç bir arkeologla tanıştı. T.E Lawrence adındaki genç arkeolog, daha sonraları Arabistanlı Lawrence olarak anılacak ve Ortadoğu'daki tüm dengelerini Osmanlı aleyhine bozacaktı.
 
Thomas Edward Lawrence (Arabistanlı Lawrence)

Nasıl, Irak'ı Osmanlı'dan alan Bell olduysa, Irak'a yöneticisi de onun işiydi. Arabistanlı Lawrence'la bir araya gelerek en iyi seçimin 1919'da Paris konferansında tanıştığı Emir Faysal olduğu kararına vardılar. 1921'deki Kahire Konferansı'nda Churchill'i de ikna ettiler. Ve Faysal, 23 Ağustos 1921'de İngiltere’nin himayesinde Irak Kralı olarak taç giydi. Sıcak bir Ağustos ayında yapılan törende baş konuk, Paris'teki lüks bir butikten alınan beyaz bir kıyafet giymiş olan El Hatun'du. Bando, İngiliz marşı olan "Tanrı Kraliçe'yi korusun" marşını çalışıyordu. Modayı yakından takip eden ve güzel kıyafetleriyle sarayda dolaşan Bell, Faysal'ın en büyük danışmanı olmuştu. Öyle ki bazı davetlerde, Faysal'ın karısı ve çocukları Mekke'de yaşadığından Irak'ın First Leydisi olarak tanıtılıyordu. Geceleri Faysal ve Bell, uzun yürüyüşlere çıkıyor ve birlikte çok zaman geçiriyordu. Bunlarda haklarında aşk dedikoduları çıkmasına neden oldu. Faysal, Iraklılar arasında güç kazandığında Bell için de gitme zamanı gelmişti. Osmanlı'nın çöküşünde, İngilizlerin Ortadoğu egemenliğinde söz sahibi olmasında en büyük payı olan insanlardan biri, 1926 yılında bir avuç dolusu uyku hapı içerek intihar etti. Neden intihar ettiği ise hala büyük bir sır...
Not: Yazının bir bölümü aşağıdaki kaynaklardan alıntıdır.

31 mart ayaklanmaları

31 mart ayaklanmaları

Avşar çadırı ve kadını

Avşar Çadırı

Devriye gezen Osmanlı askeri

Osmanlı köylüsü

İzmir Selçuk'ta karelenmiş bir yörük çadırı

Osmanlı Padişahının makam arabası (İstanbul)

Sultan V. Mehmet ve geçiş merasimi (İstanbul)
Tuna Akçay
Kisa Özgecmis
21.09.1981 Çanakkale / Küçükkuyu doğumludur. Babasının Türk Silahlı Kuvvetler mensubu olması  nedeniyle sırasıyla; Çanakkale-Küçükkuyu, Sivas-Altınyayla, Isparta, Hakkari-Çukurca, İzmir, Adana, Elazığ, Bilecik-Söğüt’te yaşar. Sivas’ın Altınyayla köyünde öğrenimine başlar. İlkokulu Isparta Ülkü İlkokulunda bitirir. Ortaokulu ise üç farklı okulda okuyup, en son Adana Sıktı Kulak İlköğretim okulunda bitirmiştir. Liseye ise Adana Şehit Temel Cingöz Lisesinde başlar. Elazığ Korgeneral Hulusi Sayın Lisesinde ortaöğrenimini sonlandırır. 2000 yılında Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kazanır. Bir yıl Almanca hazırlık okur. Dört yılda da lisans dönemini bitirir. 
 
Üniversite yıllarında ülkemizin önemli antik kentlerine Arkeolojik geziler organize eder. Ayrıca ülkenin birçok yerinde gerçekleştirilen çeşitli kazı ve yüzey araştırmalarına katılarak mesleki anlamda bilgisini geliştirir. Bu araştırmalar kazılar sırasında arkeoloji fotoğrafçılığı hakkında fikirler, çalışmalar üretmeye başlar. Özellikle 2001 yılından beri Doç. Dr. Emel Erten başkanlığında yapılan Olba Arkeolojik Yüzey Araştırmasında binlerce kareden oluşan araştırma arşivine önemli katkılar sağlar.  
Fotograf Sahibi Hülya Yavuz 

2005 yılında Arkeologlar Derneği Mersin Şubesinde kurucu üyesi olarak yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlenir. Daha sonra ilk seçimde başkanlığa seçilerek Mersin’de arkeolojik tahribatı önlemek ve arkeologların özlük haklarını korumak için çeşitli çalışmalarda bulunur. Arkeolojinin tanıtımı, korunması ve kültürel bilgilendirmenin sağlanmasını amaçlayan projelerde koordinatörlükler yapar. Bu konu ile ilgili çeşitli gazetelerde ve yayın organlarında basın bildirileri, köşe yazıları yayınlar. Arkeologlar Derneği Mersin Şubesi’nin 2008 yılında düzenlenen II. Olağan Genel Kurul Toplantısında tekrar başkanlığa seçilir.  
 
2005 yılında Mersin Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalında Yüksek lisansına başlar. 2008 Ocak ayında da “Olba Mezarları” başlıklı master tezini vererek M.A. unvanını almaya hak kazanır.
2009 yılının yaz aylarında Almanya’daki Köln Üniversitesinin seçmelerini geçerek, Köln Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsünde Doktora eğitimi almaya hak kazanır. Hala Almanya’da doktora eğitimine devam etmektedir.
Bir adet uluslararası  bilimsel makalesi ve çeşitli popüler bilimsel dergilerde onun üzerinde yazıları yayınlanır.
2001 yılından beri fotoğraf sanatı ile ilgilenmektedir. Fotoğraf çalışmaları, portre, yaşam, doğa ve estetik arkeoloji fotoğrafçılığı üzerinedir. Fotoğraf ve arkeolojiyi estetik bakış açısıyla değerlendiren çeşitli makaleleri bulunmaktadır. Fotoğrafı bir araç gibi gören Tuna Akçay toplumlara bu sanat dalı ile hitap etmek istemektedir.
 
Kaynakça
Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid, Ankara, 1984,
Peter Mansfield, Osmanlı Sonrası Türkiye ve Arap Dünyası, İstanbul, 1975
Mehmet İpçioğlu, Gertrud Bell'in Anılarıyla Konya,2009
Jannet Wallach, Çöl Kraliçesi Gertrude Bell'in Olağanüstü Yaşamı
http://de.wikipedia.org/wiki/Gertrude_Bell
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=81492
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=46530
Tuna Akcay'in Fotograf Calismalarindan

Yazar: Tuna Akçay         Okunma Sayisi: 1441         Yayinlandigi Sayi: Şubat 2010         Puan: 14 Oy / 50 Puan
- Yorum Ekle


Sevgili Tuna , Bize fotoğrafın ne kadar önemli bir miras bir birikim olduğunu anımsatan harikulade bir makale hazırlamışsın.Zevk aldım.Ayrıca bu derginin yayınlanmasında ki üstün çabaların için sana teşekkür ediyor kutluyorum. Gelecek günler dergimiz için çok güzel olacaktır,buna tüm gönlümce inanıyorum. Selam ve sevgilerimle....

Murat TUNCER - 01.02.2010 14:19:23


Merhaba Tuna Bey, , , Adın bile Anadolu kokuyor, ki neden olmasın Anadolu, neden olmasın fotoğraf, neden olmasın dergi!!! Kardeşim sizleri gönülden kutlarım ... büyük bir heyecanla kalktığım günün sabahında bakmış oldum bir anda yeni başlayan yayına... gördüm ki : renk renk, desen desen olan, mis kokan Anadolunun toprağından farklı sıcak ve içten yüzler, mutlu oldum .dedim ki gerekmiş gerekmiş bu millete bir Anadolu dergisi gerekmiş. Gerekenleri de görmek güzelmiş. teşekkürler TUNA... .......... Çalışman ise çok farklı ve düşündürücü. Sağlam bir emeğin ürünü. ellerine sağlık ... sevgi ve selamlarımla... .............. Ragıp SARI

Ragıp SARI - 01.02.2010 19:47:21


Bilmek önemlidir her zaman için.Bilmenin iki ana unsurundan biri görmek biride işitmektir.Bu iki olgu ayrılamaz bir habersel eğitim aracıdır.İşte fotoğrafın önemi görmekle başlar.Görüneni kaydetmekle.Yazıda söz konusu olan ingiliz ajanı kadının varlığından daha önce haberdardım.Bu kadınının hikâyesini bir süre önce bir TV programında izlemiş ve dinlemiştim.Asına bakılacak olursa bizim Seyhahımız Evliya çelebi yazı dili ile gezdiği ülke ve beldelerde aynı işi yapmıştır.Ha keza bizim minyatür ustalarımız da fotoğrafın olmadığı dönemlerde görsel bilgileri minyatürlerde resmetmişlerdir...Ama fotoğrafın yeri tabi ki bir başka...Oğlumuz Tuna Akçay fotoğrafı aynı zamanda bir istihbahrat aracı olark kullanan bu ingiliz kadını tanıtarak işin bu yanını da pek güzel gündeme getirmiş.Şunu hemen belirteyim ki turizm fotoğrafçılığı adı altında günümüzde de bu işler yapılmakta hatta doğamızda var olan bitki türleri bile fotoğraflanarak hangi yöremizde ne tür bitki çeşidinin var olduğu tespit edilmektedir.Velhasıl belge fotoğrafçılığı mühim iştir...Her tür araştırmalı fotoğraf çalışması da öyle.Şüküler olsun ardımızdan bilinçli kadrolar geliyor.Bunlardan Biri Tuna Oğlumuzdur.Alah onun fotoğraf ışığını her daim aydınlık etsin...

Kâzım ZAİM - 05.02.2010 02:18:56


Fotoğrafın sadece fotoğraf olmadığını belgeleyen örnek bir çalışma. Tuna kardeşimi içtenlikle kutluyorum.

Muammer Ulutürk - 06.02.2010 00:02:17


Tuna makale için çok teşekkür ederim, güzel bir yazı olmuş, eline sağlık... Sevgi ve Saygılar...

Ali ilker Elçi - 07.02.2010 18:57:05


YÜREĞİNDEN ÖPÜYORUM USTAM.DÜNYAYA DAR VE TEK BİR PENCEREDEN BAKMAMAK GEREKTİĞİNİ HEPİMİZE HATIRLATMIŞ OLDUN.UFKUN HEP GENİŞ OLSUN.SENİ TANIDIĞIM GÜNÜ HAYATIMIN EN ŞANSLI GÜNLERİNDEN BİRİSİ OLARAK HEP YAD EDECEĞİM.MUHABBETTE KAL...

Memduh EKİCİ - 07.02.2010 21:27:30

 

 

Bu yazıya bir yorum ekleyin.
(Tüm alanların doldurulması zorunludur.)

 

Yorumunuz:

*

Adınız:

*

E-Posta:

*

Tarih:

03.09.2010 05:33:10
   

 
Bu Yazıya Puan Verin
(
Yıldızlar sırayla 1 ile 5 arası puanları simgelemektedir.)
Çok Kötü Kötü Orta İyi Çok İyi
Bu sayıdan rasgele yazılar
GEÇMİŞİN SESSİZ TANIKLARI (278)Anadolu’da Kırmızı Işık Yanarsa Duracaksın (535)ALIN TERİ, GÖZ YAŞI (255)
Fotoğrafta Anlam Kurmak-II (1050)Anadolu'da Düğün Var (538)Ayın keşfi: Zafer BUNA (697)

AFD Etkinlikleri

Foruma Gir

Gazete Oku

Foruma Gir

 

 

Anadolu Fotoğraf Dergisi - AnaFot.com 2010 ~
Sitemizdeki Yazı ve Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Yazı ve Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.